ÖNSÖZ

Yönetim bilimine neden ihtiyaç duyulduğu ve yönetimi biliminin gereği hakkında olan bu çalışmama özgün bir söz ile başlamak istiyorum

“Öğrenmeyi öğren, öğrendiklerini unutmayı öğren, yeniden öğren”, “Yönetim gelecekle ilgilenmek demektir; geçmişin hesabını yaparak hiçbir şey kazanılamaz”

İşte bu noktada vizyon sahibi olmak ve geleceği düşünmek son derece önemlidir. Geçmişteki uygulamaları sürekli masaya yatırarak tartışmak sisteme katma değer vermeyecek; aksine geçmişe odaklanıldığı için geleceğe yönelik yaratıcılığı öldürecektir.

Yönetim terimi 21. Yüzyılda dahada modernleşmiş işletmeler için olmasa olmazlar arasına girmiştir.

Yönetim organizasyon dersi kapsamında ilgimi çeken konulardan biriside takım kurma ve güçlendirme konusu idi. Bu çalışmamda takım nedir, takım kurma ve buna ilişkin örnek bir olaya yer verdim.

Bu çalışmaların kariyerimde bir yer olması ve kişisel gelişimim açısından bana faydası olacağı inancındayım.


GENEL OLARAK YÖNETİM KAVRAMI

YÖNETİM BİLİMİ TANITIMI:

Yönetim sözcüğü, Türkçedeki sadeleşmeye paralel olarak son on yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Gerek halk dilinde, gerekse mesleksel ve bilimsel yayınlarda “ idare”, “ müdüriyet”, “ sevk ve idare”, “ Genel Müdürlük” gibi çeşitli terminoloji, terimi karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bu tür terimler birbirine yakın anlamlar taşırlar. Sosyal birimlerin hemen her alanda olduğu gibi, gerek uygulayıcılar, gerek bilim adamlarınca üzerinde fikir birliğine varılan ortak bir yönetim tanımı bulunmamaktadır. Bu konuda bazı tanımlar aşağıda verilmiştir.

Prof.Dr. Kemal Tosun, yönetimi, “ başkalarının aracılığı ile amaçlara ulaşma veya başkalarına iş gördürme faaliyetlerinin toplamı” olarak tanımlanmaktadır. Prof.Dr. Nuri TORTOP, yönetimin “ önceden saptanmış ve belirtilmiş bir amacın gerçekleşebilmesi için insan gücü, para, zaman, malzeme ve yer unsurlarının daha verimli, daha ekonomik ve daha iyi bir biçimde kullanılması” anlamına geldiğini belirtmektedir. Prof.Dr. İsmet Mucuk yönetimi “ örgüt amaçlarını etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirmek için planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarının sistemli ve bilinçli bir şekilde uygulanması” olarak tanımlarken, H.M.Charles’ın “ örgüt amaçlarının etkili ve verimli olarak gerçekleştirilmesi maksadıyla planlama, örgütlenme, yürütme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına ilişkin ilke, teori, model ve tekniklerin, sistematik ve bilinçli bir biçimde maharetle uygulamasıyla ilgili faaliyetlerin tümüdür.” Şeklindeki tanımı da vermektedir. En son yönetimi “Organizasyonun amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla, madde ve insan kaynaklarının, en az para, en az emek sarf edecek biçimde harekete geçirilmesi süreci” olarak tanımlamaktadır. Yönetimin “ süreç” olma özelliğini vurgulayan başaran ise “ toplumsal gereksinmelerin bir kesimini karşılamak üzere kurulan bir örgütte önceden belirlenmiş amaçları gerçekleştirecek işleri yapmak için biraraya getirilen insan gücünü ve diğer kaynakları örgütleyip eşgüdümleyerek eyleme geçirme süreci” şeklinde tanımını vermektedir. Daha kısa olarak “ başkalarını bir araya getirerek amaca ulaşmak” veya “ başkalarına iş gördürerek amaca ulaşma” şeklinde yönetimi tanımlayan yazarlar da vardır.

Bu tanımları çoğaltmak mümkündür. Konu ile ilgili her yazar yönetimin belirli özelliklerini ön plana alarak bir tanım ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte tanım şekli ne olursa olsun, hemen her tanımda rastlanan bir takım ortak noktalar vardır ki bunlar aşağıda kısaca açıklanmıştır:

Yönetimin söz konusu olabilmesi için her şeyden önce bir “ amacın” olması gerekir. Bu amacı gerçekleştirmek için çabaların birleştirilmesi, başka bir değişle örgütlenmesi ise ikinci önemli unsurudur. Bu unsur aynı zamanda başkalarına iş gördürmeyi de içermektedir. Bunun yanında planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına yer verilerek, yönetimin ilkeleri de ortaya konulduğunda tanım daha da detaylı bir hal almaktadır. Bütün bu açıklamalar doğrultusunda yönetim kısaca şöyle tanımlanabilir:

“ Belirli bir amaca ulaşmak için başkaların faaliyetlerinin bilinçli ve sistemli bir şekilde birleştirilmesidir “Kuşkusuz bu tanım da “yönetim” konusunun birçok unsura yer vermemiş, sadece yukarıda belirtilen iki ana unsuru almakla yetinmiştir. Yönetime ilişkin birçok konu arasında bu çalışmayla ilgili iki nokta üzerinde özellikle durmak istiyorum:

Yönetimin devlet ve özel kesimlerde ele alınış biçimi, genellikle kamu ve işletme yönetimi ayrımını gündeme getirmektedir. Bu da kamu ve özel kesimdeki örgütlerin farklı yapılara sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Ancak yönetim bilimi, özel kamusal ayrımı gözetmeyen kuramsal ilkeler ışığında ve evrensel bir çerçeve içinde yönetimin genel sorunlarını inceleyip çözmek durumundadır.

İkinci nokta, yönetime konu olan objelerin dar ve geniş kapsamlı olarak ele alınmasıdır. Yönetim dar kapsamlı incelendiğinde insanın temel unsur olduğu görülür. Tosun; yönetim sürecinin özelliklerini sıralarken, insansal bir niteliğe sahip olduğunu vurgulayarak insanı ön plana çıkarmamaktadır. Gerçekten insan olmaksızın bir yönetim sürecinden söz edilemez. Ancak yönetim geniş kapsamlı incelendiğinde insan unsuru dışında para, malzeme, makine gibi diğer kaynakların yönetimden de söz edilebilir.

YÖNETİMİN BİLİMİNİN GEREKLİLİĞİ, AMAÇLARI:

Yönetim, insanların belli bir amacı gerçekleştirmek için bir arada çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bir süreç olduğuna göre, yönetimin başlangıcını insanların bir arada yaşamasını öğrendikleri çağlara kadar indirmek olanaklıdır. İnsanlar toplu olarak yaşamaya başladıklarından beri bir düzen kurmuşlar, kendilerine bir yönetici seçmişler veya içlerinden birinin yönetimini kabul etmişlerdir. Bununla birlikte, toplum düzeninin ataerkil yapıya geçmesinden önce binlerce yıl süren anaerkil çağ, yönetimsiz bir dönem olarak varsayılabilirler. Anaerkil toplum düzenin ataerkil bir yapıya dönüşmesi, üretim araçları üzerindeki kamu mülkiyetinin yerini özel mülkiyete bırakması ve bunun sonucu yaygın barışın yerini sürekli savaşa bırakması, “ yönetim” kavramını da giderek ön plana çıkarmıştır.

İnsanların bir arada yaşamaları sonucu ortaya çıkan iş bölümü, yönetimin maddi ve teknik temelini oluşturmaktadır. Toplumsal yaşamdaki gelişmeler sonucu iş bölümünün artması, beraberinde uzmanlaşmayı da getirmiş ve toplumsal yaşam giderek karmaşıklaşmıştır. Bunun sonucu her düzeyde meydana getirilen örgütlenmelerle, karmaşık yapının işleyişi kolaylaştırılmaya çalışılmıştır. Bir örgütlenmenin söz konusu olduğu her ortamda da “yönetim” konusu gündemde yerini almıştır.

İnsanları çoğalması ihtiyaçların çeşitlenmesi ve buna benzer gelişmeler çok sayıda insanı ve bu insanların ilişkilerini düzenleyecek yönetim birimleri ve örgütlerin kurulmasını zorunlu kılmıştır. Gelişmeler ışığında yönetim işlevinin önce ailede başladığı, sonra kabilelerde geliştiği ve daha sonra da siyasal kurumlarda uygulandığı söylenebilir.

Nitekim ilk örgütlenmelerin, yaygın savaşın bir sonucu olarak savunma amacıyla kurulduğu bilinmektedir. Askeri örgütlenmelere paralel olarak dinsel örgütlenmeler de gelişmiştir. Daha o dönemlerde yönetim sorunları ile ilgilendiğini gösteren belgeler bulunmaktadır. Bununla birlikte ekonomide kaynak tahsis sorunlarının en önemli etkenlerinden biri olan “ yönetim” konusu ile bilim adamlarının ilgilenmeleri oldukça yenidir. İlk aşamada “ bilimsel yönetim” adı altında F.Taylor, H.Fayol gibi yazarlarca yönetimin etkinliğini artıracağı düşünülen bazı ilkeler ortaya konuldu. İkinci aşama “ Beşeri ilişkiler” aşaması olup yönetimde insanın rolü vurgulandı. Son olarak yöneylem araştırması, istatistik vb. birçok tekniklerle donatılan “Yönetim Bilimi” aşamasına gelindi.

Günümüzde oldukça gelişmiş bulunan yönetim bilimi eldeki kaynakların en verimli biçimde kullanılmasını öğreten bilgi dalı olarak da tanımlanmaktadır. Kaynak deyimi kapsamına insan gücü, para, zaman, malzeme ve yer gibi unsurlar girmektedir. Bu unsurların en verimli biçimde kullanılma usullerini bulmak, yönetim biliminin amacıdır. İyi bir yönetimin amacı,  kaynak israfına yer vermeden, eldeki olanakları en iyi biçimde kullanarak işlerin daha basit, daha ucuz ve daha iyi yapılmasını sağlamaktır. Bunun sonucu olarak yönetim faaliyetleri, ister istemez toplumsal amaçları da kapsamaktadır.

YÖNETİM SÜRECİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ :

Yönetim konusunu işleyen hemen her kitapta, yönetim sürecine ilişkin özellikler ortaya konulurken, yönetimi belirli ilkeler kalıbına sığdırmakta pek çok güçlükler bulunduğu belirtilmektedir. Gerçekten Fen Bilimlerinde olduğu gibi her zaman ve her ortamda geçerli belirli ilkeler koymak, Sosyal Bilimlerin hemen her alanında oldukça zor bir çaba olarak görülmektedir. Bununla birlikte yönetim biliminin gelişmesine paralel olarak yönetime ilişkin belirli ilkeler, birbirlerinden çok az farkla birçok yazar tarafından ortaya konmuştur. Planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve denetim konularında geliştirilen ilkeler, yönetim biliminin evrensel bir nitelik kazanmasına yardımcı olmuştur. Yönetim bir süreç olarak ele alındığında belirli özelliklere sahip olduğu görülür.

Her şeyden önce bir amacın varlığı gereklidir. Nitekim yönetim, bir amaca ulaşmak, bir isteği gerçekleştirmek veya bir hedefi elde etmek için yapılan iş, faaliyet, çaba vb.lerinden oluşur.

Yönetim bir grup sürecidir. İnsanlar bir arada yaşadıklarında yapılması gereken işlerin paylaşılması iş bölümüne, insanların belirli işleri yapmaları da uzmanlaşmaya yol açmaktadır. Ancak işlerin belirli bir amaca yönelik olarak yapılması gerekliliği, bir koordinasyonu zorunlu hale getirmektedir. Böylece çaba ve faaliyetler etkin ve verimli olabilmektedir. Bu da yönetim sürecinin aynı zamanda bir işbirliği süreci olduğu anlamına gelmekte ve yönetimin sosyal niteliğini ortaya koymaktadır.

Yönetim bir rasyonellik sürecidir. Rasyonellik, belirli bir amaca en az emek ve maliyetle varma, ya da belli araç ve olanaklarla en fazlayı elde etme olarak tanımlanabilir. Zaten yönetimin amacı da kaynakların rasyonel bir şekilde kullanılmasından başka bir şey değildir.

Yönetim bir otorite ve emir-komuta sürecidir. Otorite, bir  iradenin diğer bir iradeye egemen olmasıdır. Bir diğer deyişle son ve kesin kararı veren iradedir. Ancak örgütlerde otorite tek elde toplanmamakta, kademeleşmiş bir yapıyla yaygınlaşmaktadır. Bu da bir emir-komuta zincirini ortaya çıkarmakta ve “Hiyerarşi” kavramı gündeme gelmektedir. Hiyerarşinin temel ilkesi ise, ast nitelikteki her makamın mutlaka daha üst bir makamın yapısal denetim ve gözetiminde bulunması gerekliğidir.

Yönetim bir karar verme sürecidir. Karar verme, karşılaşılan sorunların çözümünde eldeki olanakların rasyonel bir şekilde kullanılmasına yönelik alternatifler arasında bir seçim yapma işlemidir. Karar verme yönetimin hemen her kademesinde karşılaşılan bir olgudur.

  1. Yönetim organizasyon dersinde en anlamlı gördüğüm konu çalıştığım iş gereği ve yeni yüzyılın işletmeler için olmasa olmazı;

A. TAKIM KURMA VE GÜÇLENDİRME

Takım kurma takım ruhu takım oyunu gibi kavramlar yaşadığımız çağda en önemli kavramlar olarak ortaya çıkmıştır. Öncelikle takım nedir? Takım oluşturma ve takımların özellikleri gibi konulara açıklık getirdikten sonra örnek bir olayla konumuzu bitirmeye çalışacağım.

Takım oyunu ile ilgili birkaç sözle konumuza başlayalım.

“Takım oyunu her üstün kendisinin de bir ast olduğunu unutmamasıyla başlar.”

“Binlerce yıl süren insanlık tarihinin her aşamasında en değerli davranış biçimi işbirliği olmuştur.”                                                                                 Ashley Montaqu

“Hiç kimse tek başına bir ada değildir. Herkes anakaranın bir parçasıdır.
(John Donne)

B. TAKIM NEDİR?

Takımlar benzer yeteneklere sahip iki ya da daha fazla insanın ortak bir amaç etrafında bir araya gelmeleri olarak tanımlanabilir.

Takım üyeleri ne yaptıkları, nasıl yaptıkları ve çabalarının sonuçlarıyla birbirlerine bağlanırlar. Sinerji, takım üyelerinin bir arada tek başlarına yaptıklarından daha fazlasını yapmalarını sağlar.

Takım çalışmaları, üyelerin bütünleştirilirken, diğer bir yandan da aralarındaki farklılıkların korunmasını gerektirir.

C.TAKIM OLUŞTURMA

Yalnız bireylerden oluşan işletmelerde uyum yoktur ve kaygı yüksektir.Yalnız kalmayı göze almak risk ve başarısızlığı tek başına üstlenmektedir. Takım bu hastalığın alternatifidir. Hayat boyu seçimlerimizle varoluruz. Ya zorunlu seçimler??? Şirketlerde durum budur. Yaşantılı takım oluşturma eğitiminde bireylerin grup bilincine ulaşmaları ve olumlu ilişkiler ağının geliştirilerek iş veriminin arttırılması hedeflenir.

Bir işletme dış ve iç koşullarda oluşabilecek olumsuzluklara  grubun dayanışması ve uyumu ile karşı koyabilir.

Psikodrama ve sosyodrama ile desteklenen yaşantılı eğitimler bireylerin bir takım içinde kendilerini o takıma ait hissetmelerini sağlar, birlikte bir takım olarak iş yapma becerilerini geliştirir, grup ruhu kazandırır. Bu eğitimde katılımcılar grup içimde nasıl algılandıklarının, başkalarını nasıl etkilediklerinin farkına varırlar.

Bu eğitim, kişiler arası iletişimi arttırmaya, takım ruhu kazandırmaya, takım içi güven oluşturmaya, takım çalışması yaparak çalışmaya yöneliktir.

Takım oluşturma eğitiminin içeriği  ve süresi işletmenin ihtiyacına göre her seferinde yeniden hazırlanmaktır.

Sosyal hayat, teknoloji ve bilgi alanlarındaki çok hızlı değişim, toplumumuzu
bu güne kadar hiç karşılaşmadığı derecede strese soktu. Organizasyonlarımız daha rekabetçi ve karmaşık birer yapıya sahip oldu. Artık birkaç yüksek performanslı personelimizin gayretleriyle zirveye çıkabilmemiz ve orada kalabilmemiz mümkün değil. Organizasyonumuzun yaşamını sürdürmek istiyor isek, her seviyedeki personelimizin yaratıcılığı ve potansiyelinden en üst düzeyde yararlanmalıyız. Yukarıdaki değişimlere, artan nüfus, değerlerdeki ve alışılmış iş ahlakındaki değişimler de eklenince; yeni organizasyon yapılarına ve yeni liderlik yaklaşımlarına duyulan ihtiyaç iyice artıyor. Çalışanlar artık daha çok ücretin yanında daha yüksek tatmin de bekliyor.
Sonuçta katılımcılığın çok yüksek olduğu üçüncü yönetim çağına girildi. İşi sahiplenmenin, benimsemenin, yaratıcılığın ve yetenek geliştirmenin çok yükseldiği yeni bir organizasyon şekli(takım çalışması) benimsendi.
Bugünün liderleri, takımını yönlendirebilen ve üyelerinin tüm potansiyellerini takıma kazandırabilen birer lider ve takım oyuncusu olmak zorunda. Bu, bir dakika yöneticisi kütüphanesinin yeni kitabındaki fikirler çeşitli takımlarda yer alan binlerce yöneticinin tecrübelerinin ve fikirlerinin özetidir. Yer alan tavsiyeler, uygulamada sınanmıştır ve çok yararlar sağlamıştır.

TAKIMLARIN ÖZELLİKLERİ

D.TAKIM RUHUNA İLİŞİKİN BİR ANLATIM

  • Olumlu bağımlılık yaratılması;
  • Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.
  • Bireysel katkının ölçülmesi;
  • Yüz yüze etkileşimin sağlanması;
  • Toplumsal becerilerin kullanılması;
  • Kendini değerlendirme;
  • Takım işleyişinin değerlendirilmesi;
  • Katılıma açık;
  • Mutabakat;
  • Risk alma;
  • Açık amaçlar;
  • Paylaşılmış liderlik,
  • Paylaşılan vizyon;

Göç eden kazları hiç izlediniz mi? “V” şeklinde bir formasyonda uçtuklarını fark etmişsinizdir. Kazlar, her yıl göç mevsiminde kuzey-güney hattında yolculuğa çıktıklarında havada süzülürken takım olarak “V”şeklinde bir formasyonda uçarlar. Bilim adamları araştırmış, “Bu kazlar neden “V” şeklinde bir grup halinde uçarlar” diye… Sonuçta, kazların hiç de “kaz kafalı” olmadıkları ortaya çıkmış. Bilim adamlarının araştırmalarına göre kazların takım halinde gerçekleştirdikleri bu” V” uçuşlarından insanoğlunun da ders alacağı çok noktalar mevcut… Yapılan araştırmalara göre, uçan her kuş, kanat çırpma esnasında arkasındaki kuş için onu kaldıran bir hava akımı meydana getiriyor. “V” şeklindeki formasyonla uçan kaz grubu, kanat çırpışları sırasında oluşturdukları hava akımından meydana gelen kolaylık sayesinde uçuş menzillerini yüzde 71 gibi oldukça büyük bir oranda uzatıyorlar. Yani, tek başına gidebilecekleri maksimum yolu takım halinde neredeyse ikiye katlıyorlar.

Yine araştırmalara göre bir kaz ,”V”grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü kaldıraçlı hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucu olarak da hemen formasyona geri dönüyor ve “V” nin takım gücünü tekrar yakalıyor.

Belli hedefleri olan ve bu hedeflere ulaşmak için bi araya gelen takım ruhlu insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler. Çünkü bir takım olmanın çekimini, motivasyonunu kullanırlar. Her şeyin iyice kompleksleştiği ve kollektif şuurun büyük işlerde olmazsa olmaz bir şart haline geldiği çağımızda, insanlar hedeflerine (deha çapında da olsa) ferdi gayretlerle değil, bilgi, deneyim, gayret birliğinin bir araya geldiği takım ruhunun gücüyle ulaşabilirler.

Halil BOZKURT

2006

KAYNAKÇA

MUCUK İsmet, Modern İşletmecilik, 9.Basım, Türkmen Kitabevi, İstanbul,1998, S.1

DİNÇER Ömer, FİDAN Yahya İşletme Yönetimine Giriş, 4.Baskı, Beta Yayınları, İstanbul, 1999,  s.19-20

BARANSEL Atilla , Çağdaş Yönetim Düşüncesinin Evrimi, 3.Baskı, İşletme Fakültesi Yayın no: 257, Avcıol Basım Yayın, 1993, S. 5

EREN Erol, Örgütsel Davraniş Ve Yönetim Psikolojisi,Beta Basım,1998

İSLAMOĞLU Güler, EKİP Mİ GRUP MU, Kalder Forum Dergisi Nisan-Mayıs-Haziran 2001,

TOSUN Kemal, Yönetim ve İşletme Politikası,İstanbul: İ.Ü. İşletme Fakültesi Yayınları, Yayın no:232, 1990, s.141