1. İşletmelerin çalıştırdığı personel ve işçilerin işletmeye (işverene) maliyeti nasıl hesaplanır?
2. Stok değerleme yöntemleri nelerdir?
3. Bir işletmenin hangi stok değerleme yöntemini kullanması gerektiğini nasıl belirlersiniz?
_______________________________________________________________________________________________


1. İŞLETMELERİN ÇALIŞTIRDIĞI PERSONEL VE İŞÇİLERİN İŞLETMEYE (İŞVERENE) MALİYETİ NASIL HESAPLANIR?
İşçilik maliyeti, işletmede birçok departmanı yakından ilgilenmektedir. Çalışma zamanlarının saptanması, ücretlerin hesaplanması ve maliyetler için çeşitli kayıtlar yapılması her işletmenin kendi yapısının özelliğine göre değişik yöntemlerin uygulanması gerekir.
İşçilik Maliyetleri
Bir mal veya hizmet üretiminde kullanılan veya bu üretime yardımcı olan emeğin parasal tutarıdır.
İşçilik kendi içinde Direkt İşçilik ve Endirekt İşçilik olmak üzere ikiye ayrılır.
Direkt İşçilik:Bir sanayi işletmesinin temel üretim konusunu oluşturan mamül ve hizmeti üretmek için bizzat çalışan ve üretime direkt yüklenebilen işçilik “direkt işçilik”tir. Örneğin, torna tezgahını kullanan kişi, kaynak departmanında çalışan kişi.
Endirekt İşçilik: Üretimde kullanılıp direkt işçilik dışında kalan, üretilen ürüne doğrudan yüklenemeyen işçiliktir. Örneğin, ustabaşı, tamir-bakım, temizlik, taşıma.
İşçilik maliyetlerinin özellikleri
• İşgücünün ek maliyetleri vardır
• İşgücünün tümü prodüktif değildir
• İşgücü stok edilemez
• İşgücü etken özelliklidir
• İşgücü psikolojik özelliklidir
İşte işçilik maliyetlerinin diğer maliyet unsurlarına benzemeyen bu özellikleri nedeniyle yakından izlenmesi ve sıkı bir kontrole tabi tutulması gerekir.

İşçilik Maliyetlerinin muhasebeleştirilmesi ve Maliyet Çeşitleri

İşletmede çalışan personelle ilgili ücret Ücret bordrosunda yer alan toplam ücret işletme için bir gider olduğundan
“770. GENEL YÖNETİM GİDERLE¬RI” hesabının bir alt hesabı olarak “PERSONEL ÜCRET VE GİDER¬LERİ” hesabında veya 7-B’ye göre “792. MEMUR ÜCRET VE GI¬DERLERİ” hesabında gösterilir.
Ücret bordrosu üzerinde hesaplanan sosyal sigorta işçi hissesi (Toplam ücretlerin sigorta taban ve tavan limitleri içinde kalan kısım¬larının % 14′ü), Gelir Vergisi Stopajı (Toplam ücretlerden GVK’na göre hesaplanan özel sakatlık indirimleri ile sosyal sigorta işçi hissesinin ve %2 işsizlik sigortasının düşülmesinden sonra kalan kısmın %15 – 40′ı), Damga Vergisi (Toplam ücretlerin doğum, ölüm ve çocuk yardımı hariç % 6 ) kesilir ve geri¬ye kalan işçiye net olarak ödenir.

Kesilen Sosyal Sigorta Işçi Hissesi, Hesaplanan İşveren Hissesi ve İşsizlik Sigortası İşçi ve İşveren payları Sosyal Sigorta bildirgesi ile müteakip ayın sonuna kadar Sosyal Si¬gortalar Kurumuna, Gelir Vergisi stopajı ve Damga Vergisi müteakip ayın yirmisine kadar muhtasar beyanname ile Vergi Dai¬resine yatırı¬lacağından sırasıyla “Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri” ve “Ödenecek Vergi ve Fonlar” hesaplarına bir borç olarak kaydedilir.

Sosyal Sigorta İşveren hissesi Sosyal Sigorta Primleri Bildirgesi ile hesaplanır. Sosyal Sigorta İşveren Hissesi, toplam sigorta primlerin¬den işçi hissesi olan ve ücret bordrosunda hesaplanan % 14′ün (% 5 hastalık, % 9 malullük, , yaşlılık ve ölüm sigorta payları) düşülmesi ile bulunur. Sosyal Sigorta İşveren Hissesi “Genel Yönetim Giderleri” hesabına bir alt hesap olarak kaydedilir. Sosyal sigorta bildirgesinde ayrıca, işsizlik sigortası primi de hesaplanır. İşsizlik sigortası işçi hissesi %2, işveren hissesi %3 dür.

Hesaplanmış olan net ücretler henüz ödenmemiş ise “Gider Ta¬hakkukları” hesabın “Ödenecek Ücretler alt hesabına borç olarak kaydedilir. Ödenecek ücretler, ödenecek Sosyal Güvenlik kesintileri, Ödenecek Vergi ve Fonlar müteakip ay içinde ödendiğinde bu hesap¬lar borçlandırılarak kapatılır.

Örnek olarak, bir ücret bordrosunun tahakkuku aşağıdaki gibi olsun:

___________________________________ / ________________________________
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ 4.910.000
770.15 Personel Ücretleri 4.000.000
770.16 Sos. Sig. İşveren Hissesi 790.000
770.17 İşsizlik Sig.İşveren Payı 120.000
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 624.000
360.01 Gelir Vergisi 600.000
360.03 Damga Vergisi 24.000
361 ÖDENECEK SOSYAL GÜVENLİK
KESİNTİLERİ 1.550.000
361.01 Sos. Sig. İşçi His. 560.000
361.02 Sos. Sig. İşveren His. 790.000
361.03 İşs.Sig.İşçi His. 80.000
361.04 İşs.Sig.İşveren Payı 120.000
381 GİDER TAHAKKUKLARI 2.736.000
381.01 Ödenecek Ücretler 2.736.000
2001 Aralık ayı ücretleri tahakkuku
___________________________________ / ________________________________

Ödenecek ücretler ödendiğinde:

___________________________________ / ________________________________
381 GİDER TAHAKKUKLARI 2.736.000
381.01 Ödenecek Ücretler 2.736.000
100 KASA 2.736.000
2001 Aralık ayı ücretlerinin ödenmesi
___________________________________ / ________________________________

Vergiler ertesi ayın yirmisine kadar vergi dairesine ödendiğinde:

___________________________________ / ________________________________
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 624.000
360.01 Gelir Vergisi 600.000
360.03 Damga Vergisi 24.000
100 KASA 624.000
Ödenen vergilerin kaydı
___________________________________ / ________________________________

Sosyal sigorta primlerimleri ertesi ayın sonuna kadar sigorta kurumuna ödendiğinde ise:

___________________________________ / ________________________________
361 ÖDENECEK SOSYAL GÜVENLİK KESİNTİLERİ 1.550.000
361.01 Sos. Sig. İşçi His. 560.000
361.02 Sos. Sig. İşveren His. 790.000
361.03 İşs.Sig.İşçi His. 80.000
361.04 İşs.Sig.İşveren Payı 120.000
100 KASA 1.550.000
Ödenen sigorta primlerinin kaydı
___________________________________ / ________________________________

yevmiye maddeleri yazılacaktır.
İŞÇİLİKLE İLGİLİ DİĞER MALİYETLER

a. Zam farkları
b. Fazla mesai ücretleri
1. Fazla çalışma, belirli bir siparişin yetişmesi için yapılıyorsa ve bu fazla çalışmanın yarattığı maliyet artışı müşteri tarafından kabul ediliyorsa, ek ödeme farkı direkt işçilik olarak kabul edilmelidir.
2. Fazla çalışma kapasite eksikliği nedeniyle üretim darboğazını aşmak üzere yapılıyorsa, ek ödeme farkı endirekt işçilik olarak kabul edilip genel üretim giderleri içine kayıtlanmalıdır.
c. Primler
d. Kıdem zammı, yıllık izin ücreti, istirahatli işçiye ödenen ücret, ikramiyeler, bayram harçlığı, yıpranma tazminatı
Tahmini yıllık ücretli izin giderleri toplamı dönemdeki ay sayısına bölünerek her aya isabet eden pay tahmini olarak hesaplanır.
ÖRNEĞİN:
- 200X yılı içinde ödenecek ücretli izinlere ilişkin tutarın 180.000 YTL
olacağı tahmin edilmektedir.
Tahmini Aylık GÜG(Ücretli İzin) = Toplam GÜG ÷ 12 ay
= 180.000 YTL ÷ 12 ay
= 15.000 YTL/ay

e. Kıdem tazminatı
• İşçi kıdem tazminatı işverence İş Kanunu’nda belirtilen hallerde iş akdi sona eren işçiye ya da kanuni mirasçılarına ödenen paradır.
• İşçinin işe başladığı tarihten iş akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için, en son 30 günlük brüt ücreti üzerinden hesaplama yapılır.
• İşçi kıdem tazminatı;
 İşçi üretimle ilgili ise genel üretim giderleri hesabına kaydedilir
 Üretim dışında ise ilgili hesaba kaydedilir (işçi Pazarlama bölümünde çalışıyorsa pazarlama, satış ve dağıtım giderleri hesabına kaydedilir.

f. İhbar tazminatı
g. Yolluklar
h. Yemek yardımı
i. Yakacak ve Konut Yardımı
j. Giyim ve ayakkabı yardımı
k. Evlenme ve Doğum Yardımı
l. Makam tazminatı, mali sorumluluk, imza sorumluluğu, iş riski zammı, özel hizmet tazminatı, teminindeki güçlük zammı
m. Teşvik ikramiye ve mükâfatları
n. Verimsiz İşçilik (Boş İşçilik)
Boşa geçen zaman işyerinin önleyemeyeceği nedenlerden (grev, deprem vb.) kaynaklanıyorsa Genel Üretim Gideri yerine Çalışmayan Kısım Gider ve Zararı hesabında izlenir.
Saat ücreti 15,000 TL olan bir işçi günde 8 saat çalışıyor. Fakat 1 saatin boşa geçtiğini varsayalım. Zaman boşa geçme nedeni makinenin bozulmasıdır.
1. Eğer boş işçiliği ortaya çıkaran neden, işletme yönetimi tarafından önlenebilir nedenlerden meydana geliyorsa, boş işçilik karşılığı ücret genel üretim giderlerine kaydedilmektedir.
2. Boş işçiliği ortaya çıkaran neden, enerji kısıntısı, grev, yangın, sel vb.’den kaynaklanıyorsa (işletme yönetimi tarafından önlenemez) boş işçilik karşılığı ödenen ücret, sonuç hesapları aracılığıyla dönem sonuçlarına (Kâr / Zarar) aktarılır.

2. STOK DEĞERLEME YÖNTEMLERİ NELERDİR?
Stok Değerleme Yöntemleri
Muhasebede tüm maliyet unsurlarına ilişkin temel amacı, kontrol ve analiz amacıyla kullanılabilen ve net karı belirlemek için elde edilen gelirlerle uyuşan, doğru ve anlamlı maliyet rakamlarının sağlanması oluşturur. İmalata gönderilen hammadde ve malzeme ile, stoklarda kalan hammadde ve malzemeyi değerlendirmek için seçilen yöntem, elde edilen gelirlere anlamlı maliyetin yüklendiğini kabul eder. Başka bir deyişle, imalata gönderilen hammadde ve malzemeye ve imal edilip satılan mamullere en son maliyetin uygulandığı ve yüklendiği kabul edilir. İşletme yönetimi stok değerleme yöntemlerini göz önünde bulundurarak, zaman zaman bir takım kararlar alır. Alınan bu kararlar gelirin hesaplanması biçimini doğrudan doğruya etkilediği için önemlidir. Ambar stok kartının Giren sütununa hammadde ve malzemenin birim maliyeti ve toplam maliyeti işlendikten sonraki aşamayı; belirli bir sipariş, bir gider merkezi ya da bölüm tarafından kullanılmak üzere ambardan çekilen hammadde ve malzemenin değerlendirilmesi oluşturur. Ambardaki hammadde ve malzemeler, farklı zamanlarda farklı fiyatlarla satın alınmış olabilir. Bu durumda imalatta kullanılmak amacıyla ambardan bir sipariş, bir gider merkezde ya da bölüm için çekilen hammadde ve malzemenin, hangi alış maliyetiyle değerlendirileceği sorunuyla karşılaşılır. işte bu sorunun çözümlenmesi için, değişik stok değerleme yöntemleri geliştirilmiştir.
Stokların değerlemesinde uygulama farklılıkları ve yanlış seçimler olabilmektedir. Piyasa gerçeklerine uyan ancak yasal mevzuatlara uymayan yöntemler de seçilebilir.
A. Satın Alınan Malların Değerlemesi:
VUK’nun 274 ncü maddesine göre mallar maliyet bedeli ile değerlenir. Ancak, gerçek bedeli olmayan veya bilinemeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değeri emsal bedeli ile belirlenebilir.
Maliyet Bedeli; iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması için yapılan ödemelerle bunlarla ilgili giderlerin toplamıdır. Bu giderleri satın alma giderleri ve depolama giderleri olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Satın Alma Giderleri: sipariş giderlerini, malın taşınması ile ilgili giderleri, üretime ve satışa hazırlık giderlerini, makinelerin hazırlık giderlerini, depolanıncaya kadar ödenen sigorta giderlerini kapsar.
Depolama Giderleri: Stokların depolanması ile ilgili giderleri, depoda bekleme süresinde meydana gelen fiziki ve iktisadi yıpranma giderlerini, depo içi taşıma ve yerleştirme giderlerini, depolama ile ilgili sigorta giderlerini kapsar.
B. Üretilen Malların Değerlemesi:
VUK’nun 275’nci maddesine göre imal edilen malların maliyeti;
Mamulün vücuda getirilmesinde sarf olunan hammadde ve malzemelerin bedelini,
Mamule isabet eden direkt işçilik payını,
Genel imalat giderlerinden mamule düşen payı,
Genel idare giderlerinden mamule düşen payı,
Ambalajlı olarak piyasaya arzı gerekli olan mamullerde ambalaj malzemesi bedelidir.
İmal edilen malların değerlemesinde maliyet bedeli ölçüsü kabul edilmiş ve maliyet bedelinin hesaplanmasında uygulanacak yöntemin seçiminde mükellef serbest bırakılmıştır.
VUK’nun 274 ncü maddesindeki emsal bedeli ölçüsü imal edilen mamuller içinde uygulanabilmektedir.
C. Stok Değerleme Yöntemleri:
Özellikle vergi mevzuatımız, stokların değerlemesini, maliyet bedeli ölçüsüne göre düzenlemiştir. Aşağıda değişik stok değerleme yöntemleri verilmiş olmakla birlikte vergi mevzuatımız açısından sorun yaratmayacak değerleme yöntemi maliyet bedeli ölçüsüdür. Tabii ki esas olan maliyet bedeli fili maliyet bedeli olmakla birlikte bilinememesi durumunda diğer maliyet bedeli yöntemleri de kullanılabilecektir.
Maliyet bedeli veya emsal bedeli ölçüsü dışında, aşağıda verilen diğer değerleme ölçüleri de kullanılabilir. Ancak, diğer stok değerleme ölçülerinin kullanılması durumunda vergi mevzuatına uygun farkların mali karın tespitinde ticari kârdan arındırılması veya ticari kâra ilavesi gerekecektir. Belirlenebilen stok değerleme yöntemleri aşağıda verilmiştir.
1. VERGİ MEVZUATI KAPSAMINDA UYGULAMADA KULLANILABİLEN YÖNTEMLER:
a) Maliyet Bedeli:
Esas olan stokların maliyet bedeli ile değerlenmesidir. Maliyet bedelinin tespiti değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Bunlar;

(1) Fiili Maliyet Yöntemi:
VUK’nda maliyet bedelinin tespitinin hangi metoda göre yapılacağı açık olarak belirtilmemiş ise de, stokların değerlenmesi ile ilgili hükümlerin yorumundan fiili maliyet prensibi ortaya çıkmaktadır. Buna göre stokta bulunan malların kendi maliyetleri ile değerlenmesi esas olmaktadır. Stokta bulunan malların hangi partiden kaldığı biliniyorsa ait olduğu partinin birim fiyatıyla değerlenmesi gerekir.
Buzdolabı, otomobil, makine, motor gibi cinsinin ve maliyetinin tespiti mümkün mallar için fiili maliyet yöntemi uygulaması doğru bir yöntemdir. Satın alındıklarında veya üretildiklerinde özel bir işaret, numara vb. taşıyor ise bu mala ilişkin stok değeri fiilen tespit edilebilir bir stok değeri olacağından diğer stok değerleme ölçülerinin kullanılması uygun olmayacaktır.

(2) Ortalama Maliyet Yöntemi:
Stokta bulunan malların fiilen hangi partiden kaldığı bilinemiyorsa veya hangi fiyatla alındığı tespit edilemiyorsa ortalama maliyet yöntemi kullanılmalıdır.
Yağ, şeker, un, peynir, süt gibi birbirine benzer mallarda belirli maliyetlerle değerleme yapılamıyor ise ortalama maliyet yöntemi uygulanır. Ortalama maliyet yöntemi üç şekilde uygulamada yer almaktadır;
(a) Basit Ortalama Maliyet Yöntemi,
(b) Ağırlıklı Ortalama Maliyet Yöntemi,
(c) Hareketli Ağırlıklı Ortalama Maliyet Yöntemi.
a) Basit Ortalama Maliyet Yöntemi:
Yıl içinde satın alınan belli bir malın, birim alış fiyatının toplanarak alış sayısına bölünmesiyle bulunan or¬talama maliyettir.
Bu yöntem uygulanırken, ünite sayısı ve fiyatların eşit olmadığı durumda gerçek dışı ve hayali sonuçlar ortaya çıkabileceğinden doğru bir değerleme olarak kabulü oldukça zordur.

b) Ağırlıklı Ortalama Maliyet Yöntemi:
Satın alınan mal miktarı ile birim fiyatı çarpımı olan mal alış değerleri toplamının alınan toplam mal miktarı¬na bölünmesiyle bulunur.
Fiyat dalgalanmaları olan ekonomilerde uygulama alanı bulabilen, çok yüksek ve çok düşük fiyattan alınan malzemeleri adil bir biçimde ortalama fiyattan değerleyen yöntemdir.

c) Hareketli Ağırlıklı Ortalama Maliyet Yöntemi:
Her yeni alış ve satış durumunda işletmede bulunan mal mevcutlarının ortalama birim ma¬liyeti hesaplanır. Böylece, her yeni işlemde mevcut mal stoklarının maliyet değeri ve her satış işleminde satılan malın ortalama birim maliyeti ve toplam maliyet değeri bulunmuş olur.

Ortalama maliyet yöntemi uygulamasında gerçeğe uygun sonuçlar çıkması için ağırlıklı ortalama veya hareketli ağırlıklı ortalama maliyet yöntemleri uygulanması doğru olacaktır.

Mükellefin gerçekte belirli bir maliyet yöntemi ile ortalama maliyet yöntemi uygulama bakımından seçimlik hakkı bulunmamaktadır. Fiili maliyetin bilinmesi durumunda ortalama maliyetin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
(3) İlk Giren İlk Çıkar (FIFO) Yöntemi:
Bu değerleme yönteminde işletmede kullanılan, üretime verilen veya satılan malların işletmenin stoklarına en önce girenlerden ol¬duğu kabul edilir.
Dönem sonunda envanter alma sisteminde, FIFO değerleme yönteminin varsayımı, mal satıldığında işletmeye giriş sırasına göre çıkışı yapılacağından dönem sonunda kalanlar en¬ son giren partilerin birim fiyatlan ile değerlendirilir.
FIFO stok değerleme yöntemi enflasyonist dönemlerde satılan malın maliyetini olduğundan düşük bir değerle buna karşılık stokları piyasa fiyatına en yakın maliyet değeri ile değerleyecektir. Buna bağlı olarak mal satış karı şişirilmiş olacaktır.
(4) Son Giren İlk Çıkar (LIFO) Yöntemi:
Bu değerleme yönteminde işletmede kullanılan üretime sevk edi¬len veya satılan malların işletme stoklarına en son girenlerden ol¬duğu kabul edilir. Bu yönteme göre çıkışlar işletmeye en son giren mallardan başlar, mallar satılırken öncelikle işletmeye en son alınan mallardan çıkış yapılır ve bu sistem böyle devam eder. Satılan malların maliyeti çıkış sırası gelen partinin birim maliyetine göre hesaplanır. Mevcut stokların maliyet değeri ise işletmeye önceden giren malların birim maliyetine göre bulunur.
LIFO stok değerleme yöntemi fiyatların yükseldiği dönemlerde satılan malın maliyetini gerçeğe yakın hesaplayarak brüt satış karının şişirilmesini önler. Bununla beraber stoklar, daima ilk giren partilerin birim fiyatıyla değerlendiğinden gerçekten çok düşük bir değerle bi¬lançoda yer almış olur. Stok miktarının yılar boyunca çok az değişmesi yıllar öncesi stok değerini aynen veya ona çok yaklaşık bir değerle yıllar sonraki bilançoya taşır.
(5) Standart Maliyet Yöntemi:
İşletme ambarında bulunan değerlemesi yapılacak olan her stok kalemi, önceden saptanmış bir standart birim fiyatı ile giriş çıkışları yapılmaktadır. Her bir stok kalemi için standart bir birim fiyat saptanıp değerleme işlemi gerçekleştirildikten sonra, standart ve gerçek birim fiyatlar arasında karşılaştırma yapılır. Aradaki farklar stoklar ve satılan malların maliyeti arasında dağıtılarak standart maliyetlerin fiili maliyetlere dönüştürülmesi sağlanır.
Maliyetlerin standart maliyetlere göre saptanması durumunda, fiili maliyetlerle standart maliyetler arasındaki farkların GVK’nun 40 ncı maddesine göre doğrudan gider kaydedilmeyerek maliyetlere aktarılması, oradan da stoklar ile satılan malların maliyetine dağıtılması gerekir.
VUK’nun 275 nci maddesine göre, mükellefler fiili maliyetlerin saptanmasında diledikleri usulü uygulamada serbest bulunmaktadırlar.

b) Emsal Bedeli İle Değerleme Yöntemi:
VUK’nun 274 ncü maddesine göre; Emtia, maliyet bedeliyle değerlenir. Emtianın maliyet bedeline nazaran değerleme günündeki satış bedelleri %10 ve daha fazla bir düşüklük gösterdiği hallerde mükellef, maliyet bedeli yerine 267 nci maddenin ikinci sırasındaki usul(maliyet bedeli esası) hariç olmak üzere, emsal bedeli ölçüsünü tatbik edebilir. Bu hüküm 275 inci maddede yazılı mamuller(imal edilen emtia) için de uygulanabilir.
VUK’nun 267 nci maddesine göre emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur.
Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) Aynı cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan ‘Ortalama satış fiyatı’ ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25′ten az olmaması şarttır.

İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.
(2365 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle değişen fıkra)
Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır. Takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkı mahfuzdur. Ancak, dava açılması verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz.
Emsal bedelinin mükellef tarafından bizzat hesaplandığı hallerde, bu hesaplara ait kayıt ve cetveller ispat edici kağıtlar olarak muhafaza edilir.
Yukarıdaki esaslarla mukayyet olmaksızın kaza mercilerinin re’sen biçtikleri değerler ile zirai kazanç ölçülerini tespit eden kararnamelerde yer alan unsurlar emsal bedeli yerine geçer. Ücretle yapılan imalatta ücretin gerçek miktarının bilinmemesi veya doğru olarak tayin edilememesi hallerinde tespit edilecek emsal ücret de aynı esaslara göre tayin olunur.
2. VERGİ MEVZUATI DIŞINDA UYGULAMADA KULLANILABİLECEK YÖNTEMLER:
a) Düşük Değerle Değerleme Yöntemi:
Değerleme gününde malın maliyet değeri ile piyasa değerinden hangisi düşük ise onunla değerleme esasıdır.
Değerleme gününde, değerleyeme tabi malın piyasa değeri maliyet bedelinden daha düşük ise maliyet bedeli yerine piyasa değeri uygulanır. Bu yöntem henüz kesinleşmemiş zararların fiyatların düştüğü dönemde gidere yazılmasını mümkün kılmaktadır.
b) Yerine Koyma Değeri İle Değerleme Yöntemi:
Değerlenecek malın değerleme gününde satın alınması veya yeniden imal edilmesi halindeki maliyetini ifade eder.
Bu durumda, fiyatların düştüğü dönemlerde stoklar fiili maliyet bedelinin altında, fiyatların arttığı dönemlerde ise maliyet bedelinin üstünde bir bedelle değerlenecektir.
c) Yeni Giren İlk Çıkar (NIFO) Değerleme Yöntemi:
Üretime verilen veya satılan mallar ile dönem sonunda mevcut stoklar yeni alınacak malın fatura kaydı ile değerlenir. Dolayısıyla tahmin edilen en son fiyatlara göre hesaplama yapılmaktadır.
Bu usulde, satılan veya kul¬lanılan malların maliyeti ile dönem sonunda kalan stokların maliyet değeri fiilen katlanılan harcamaya göre değil, tahmin edilen en son fiyatlara göre hesaplanır.
d) Temel Stok Değeri İle Değerleme Yöntemi:
Temel stok veya normal stok değeri, işletmenin normal faaliyet¬lerini sürdürebilmesi için devamlı olarak en az seviyede bulundurma¬sı gerekli, önceden saptanmış belirli bir stok miktarının, en düşük or¬talama birim maliyetle veya en düşük yerine koyma birim maliyeti ile değerlenmesi neticesi bulunan değerdir.
Dönem sonunda işletmede fiilen mevcut bulunan stok miktarı en az stok miktarından fazla ise aradaki miktar en son fatura değeri ile değerlenerek temel stok değerine eklenir. Mevcut stok miktarı en az stok miktarının altında ise aradaki fark yerine koyma değeri ile değerlenerek temel stok değerinden çıkarılır.
e) Satış Fiyatı İle Değerleme Yöntemi:
Stokların değerlemesinde piyasa fiyatlarının esas alınması da mümkündür. Stokların gerçek piyasa değerleri ile bilançoda yer alabilmesi için satış fiyatları ile değerlenmesi gerekir.
Üretimde kullanılan veya satıları malların değerinin piyasa satış fiyatları üzerinden hesaplanması, maliyetlerin değişen fiyat seviyesine uygun olarak bulunmasını mal satış karlarının gerçek satış ka¬zançlarını göstermesini sağlayacaktır.
f) Diğer Değerleme Yöntemleri:
Borsa rayici bulunan malların borsa rayiciyle değerlenmesi,
Fiyat seviyelerini yansıtan indekslerin veya katsayıların kullanılması ile uygulanan, cari satın alma gücü sistemine göre stokların değerlenmesi,
Bilimsel veya subjektif tahminlere göre stokların değerlenmesi.

3. Bir işletmenin hangi stok değerleme yöntemini kullanması gerektiğini nasıl belirlersiniz?
Enflasyonist ortamda ticari işletmelerin mevcut stoklarını stok değerleme yöntemlerinden birine göre değerlemeleri gerekecektir. Çünkü enflasyonist ortamda alınan ticari malların fiyatları değişik tarihlerde farklı fiyatlarla satın alınmasından dolayı bu malların satış yada stok maliyetleri hesaplanırken ticari malların stoklara giriş fiyatlarının ne olduğunun tespit edilmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle satılan yada stokta kalan ticari malların maliyetleri hesaplanırken; ilk satın alınan malın fiyatı mı?, son satın alınan malın fiyatı mı? yada ortalama fiyatın mı dikkate alınacağı sorusu ortaya çıkmaktadır. İşte bu nedenle satılan veya stokta kalan ticari malların maliyeti; işletmelerin yapısına uygun olarak stok değerleme yöntemlerinden biri esas alınarak hesaplanmaktadır. Stok değerleme yöntemlerinin kullanılmaması ancak; fiyatlar genel seviyesinde bir değişme olmamasına bağlıdır. Çünkü; değişik tarihlerde işletmenin deposuna yada ambarına giren ticari mallardan ister ilk alınan, isterse son alınan ticari malın hepsinin alış fiyatı aynı olacağından satış yada stok maliyetleri de değişmeyecektir.
Enflasyonun var olduğu dönemlerde enflasyon etkisinin ortadan kaldırılması amacıyla kullanılan stok değerleme yöntemlerinden Lifo ya göre hesaplanan ticari mal maliyeti aynı zamanda işletmenin mal alım satım işlemlerinde muhasebe kayıtlarına esas aldığı sürekli veya aralıklı envanter kayıt yöntemlerinin kullanılmasına göre de değişkenlik kazanmaktadır.
Diğer taraftan Fifo yöntemi uygulayan işletmelerde sürekli envanter ve aralıklı envanter kayıt yöntemi aynı sonucu verir. Ancak Lifo ve Fifo dışında dönem sonu sayım esasında ortalama maliyet kullanılması, sürekli envanter yönteminde ise hareketli ortalama maliyet kullanılması söz konusu olduğundan stok ve satış maliyeti rakamları iki yöntemde de farklı sonuçlar verecektir. Şüphesiz hareketli ortalama yöntemi gerçek maliyete en yakın değerleri gösterecektir.